Kişisel Blog

İklim Değişikliğine Karşı Yeni Yerleşim Çözümü: Yüzen Şehirler

Birleşmiş Milletler yetkilileri, 2019 yılında İsviçre’de gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu’nda, ilerleyen yıllarda küresel ısınma nedeniyle milyonlarca insanın evlerini terk etmesi gerekeceğini söylemişti. Aynı yıla ait IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) verilerine göre de 2100’e kadar deniz seviyelerinde 1 metreye kadar artış olması bekleniyor. Mega şehirlerin %90’ı ise deniz seviyesindeki bu artışa karşı hazırlıksız. Bu da ülke sınırlarının değişmesi, kitlesel göçler, ulaşım aksaklıkları, altyapı sorunları, sel ve taşkınların artması, ekonomik kayıplar gibi birçok sorunu beraberinde getiriyor. Çünkü dünyada her 5 kişiden 2’si denizin 100 km yakınındaki kıyı şeridinde yaşıyor. Küresel iklim krizine bağlı yerleşim sorunlarına çözüm olarak 2019 yılında yapılan bir Birleşmiş Milletler toplantısında BM Genel Sekreter Yardımcısı Amina Muhammed, “yüzen şehirler (floating city)” konusunu gündeme getirmişti. Muhammed günümüzde şehirlerdeki kalkınma ve çevresel sürdürülebilirlik yaklaşımlarının yeniden ciddi bir düzenlemeye ihtiyaç duyduğunun da altını çizmişti. Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir insani yerleşim alanları yaratmayı amaçlayan ve bu konuda farklı yaklaşımlar geliştirmek için çalışan topluluğu UN-Habitat, New York merkezli girişim firması Oceanix, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ve The Explorers Club isimli topluluk, bir süredir iklim değişikliklerinin olumsuz etkilerine çözüm olabilecek yüzen şehir planları üzerinde çalışıyordu. Projenin pilot bölgesi ise Güney Kore’nin en büyük ikinci şehri olan Busan olmuştu. Küresel ısınmanın etkisiyle artan deniz suyu yüksekliği sorununu ortadan kaldıracağı düşünülen, tsunami ve sel gibi doğal afetlere karşı ekstra dayanıklı ve enerji, su, gıda ile atıklar için sürdürülebilirlik sunan bu şehirlere ait ilk prototipler sonunda paylaşıldı.

Danimarkalı mimarlık firması Bjarke Ingels tarafından hazırlanan prototip tasarımları oldukça dikkat çekici. Şehirler farklı amaçlara hizmet eden heksagonlardan yani altıgenlerden oluşuyor ve bu heksagonlar, deniz altına demirli bir şekilde su üzerinde yüzüyor. Heksagonların deniz dibine tutunmasını sağlayan ankrajlar su seviyelerindeki değişikliğe göre esneyebilecek kadar ergonomik, platformları sabit tutacak kadar da güçlü malzemelerden yapılacak. Tasarımda altıgenlerin yüzeyinde yaşam alanları, araştırma merkezleri, alışveriş merkezleri, tarım alanları ve metrolar gibi birçok özellik göze çarpıyor. Şehrin tamamı 6.3 hektarlık bir alana kurulu olacak. Her bir şehrin 30 parçadan oluşması ve 12 bin kişiyi ağırlayabilmesi bekleniyor.

Yüzen şehirlerin yapımında biorock adı verilen sıra dışı bir malzeme kullanılacak. Biorock, elektroliz yöntemiyle sudaki mineralleri çekerek kireç taşı oluşumunu sağlayan bir inşaat malzemesi. Bu sayede su üzerindeki canlı yaşamına olanak sağlıyor. Diğer inşaat malzemelerinden çok daha güçlü ve suya dayanıklı. Üstelik kırılan yerlerini onarabiliyor, zaman geçtikçe daha sert ve güçlü bir hale geliyor. Platformların üzerindeki yapıların da biorock’tan farklı olarak bambu gibi hafif malzemelerden yapılması ve az katlı olması planlanıyor.

Şehir; enerji, beslenme ve atıklar konusunda tamamen sürdürülebilir olacak. Rüzgar, dalga ve güneş enerjisi ile kendi elektriğini üretebilecek, yağmur suyu gibi yeniden kullanımı mümkün olan suları arıtarak tekrar şehrin kullanımı için dolaşıma entegre edecek. Oceanix'in kurucu ortağı ve CEO'su Marc Collins Chen, bu evlerin sadece sürdürülebilir değil, küresel etkilere karşı toplumun her kesimi için bir barınma alternatifi olması gerektiğini de söylüyor. Ayrıca Chen, tüm tasarımların iklim değişikliğine ve doğal afetlere uygun yapılmaya çalışıldığını vurgusunu da yapıyor.

Oceanix Busan olarak anılan floating city projesi prototipleri için tasarım onayı alınırsa 4-5 yıl içerisinde tamamlanması bekleniyor. Eğer proje hayata geçirilirse Busan, dünyanın ilk sürdürülebilir yüzen şehri olacak. Pilot projenin beklenilen başarıyı elde etmesi durumunda yüzen şehirler dünyada barınma sıkıntısı çeken birçok insan için yaşam alanı, tarımda toprağa bağlı üretim sıkıntısı çeken birçok şehir için tarımsal alan çözümü olacak. Doğal afetlere karşı güvenli olan bu yapılar sayesinde afetlere bağlı maddi ve manevi kayıpların da önüne geçilecek.
İnovasyon