Kişisel Blog

Geleceği Yakalamanızı Sağlayacak Girişimcilik Trendleri Neler?



Teknoloji hızla gelişiyor, zaman hiç olmadığı kadar hızlı akıyor. Bu da hayatın her alanında olduğu gibi iş hayatında da hızlı değişiklikleri beraberinde getiriyor. Kaçınılmaz olarak da yeni trendler beliriyor, iş yapış ve düşünüş biçimleri değişiyor. Girişimcilik de bu değişimden etkilenerek yeni trendler ışığında gelişmeye, yeni yollar ve araçlar bulmaya devam ediyor. Üstelik bu girişimcilik trendleri yalnızca genç girişimcileri ya da girişimci adaylarını değil, tecrübe sahibi isimleri de etkileyecek güçte. Peki, önümüzdeki birkaç yılı etkileyeceği öngörülen girişimcilik trendleri neler?

Nesnelerin İnterneti (IoT) kavramına artık epey aşinayız. Hatta günlük hayatımızın da bir parçası olmaya başladı. Bu noktada Nesnelerin İnterneti ekosistemi de hızla gelişmeye devam ediyor. Öyle ki Fortune Business Insights, IoT ekosisteminin gelecek 5 yılın ardından 1.8 trilyon dolar hacme ulaşacağını öngörüyor. Bu da gösteriyor ki Nesnelerin İnterneti, yeni girişimlerle daha da büyüyecek. Bununla birlikte low-code web ve no-code web olarak adlandırılan düşük kodlu ya da kodsuz web programlama aracılığıyla çok daha az teknik bilgiyle blog’lar, pazaryerleri, e-ticaret siteleri oluşturmak da son dönemde artan uygulamalardan. Bu sayede yazılımcı ya da tasarımcılara daha az ihtiyaç duyarak (ya da hiç ihtiyaç duymadan) web siteleri hazırlamak mümkün olacak. Ne de olsa çağın ruhu, hız ve pratiklikten oluşuyor.

Girişimcileri yakından ilgilendiren bir diğer trend ise bağ kurmak üzerine. Kullanıcılar, yalnızca kendi reklamını yapan değil, fayda sağlayan ve doğrudan iletişim kuran markalara yönelme eğiliminde. Yani ister yeni bir fikir sunun ister köklü bir firma olun, hedef kitlenizle iletişim kurmanızı sağlayacak içeriklere ihtiyacınız var. Üstelik bunu yalnızca web sitesi metni ya da sosyal medya platformlarından paylaşılan özel gün içerikleri olarak düşünmemek gerekiyor. İnsanların iletişim ve etkileşim için günde ortalama 7 saatini ayırdığı düşünülürse yazılı içeriklere ek olarak video, kısa video ve podcast gibi içerik türlerinin de girişimciler için altın değerinde olduğu kolayca anlaşılacaktır.

Tabii bu noktada herkesin bildiği gibi influencer’lar da kritik öneme sahip, ancak bir farkla. Girişimciliğin geldiği noktada oldukça kalabalık topluluklara hitap eden, çok yüksek takipçi sayısına ulaşmış influencer’lar yerine girişimin ait olduğu sektöre hitap eden, daha az takipçisi bulunsa da asıl hedef kitleye erişimi kolaylaştıran mikro-influencer’lar öne çıkıyor. Asıl amaç hedef kitle ile bağ kurmak olduğu için genele yayın yapmak yerine doğrudan potansiyele seslenmek, yeni girişimcilik trendleri arasında.

Bu bağı kurmanın yardımcılarından bir diğeri de bir dönem modası geçtiği düşünülen, ancak bugün tekrar kıymeti anlaşılan e-postalar. Yola yeni çıkan bir girişimciden piyasanın eskilerine kadar her firma, kullanıcılarla organik bağ kurabilmek için e-postaları tekrar değerlendirmeye başlamış durumda. Sosyal medyada kişiye özgü olunamasa da e-posta aracılığıyla kişiselleştirilmiş mesajlar verilebilmesi, onu iletişim için en değerli araçlardan biri haline getiriyor.

Kullanıcıların talepleri doğrultusunda şekillenen trendlerden biri de markaların yaklaşımını etkiliyor. Hemen herkesçe bilindiği gibi iklim krizi kapıda ve yalnızca devletlerin ya da bireylerin değil, firmaların da bu konuda harekete geçmesi bekleniyor. Bu durum dünyanın geleceği için etkili olduğu kadar girişimcilerin geleceğini de etkilemeye başladı. Çünkü bu alanda yapılan çalışmalar, devletler ve kuruluşlar tarafından desteklendiği gibi kullanıcılar da bu tip firmalara yönelmeye başladı. Yani iklim değişikliği teknolojisi, sürdürülebilirlik, temiz enerji, atık, gıda, giyim gibi birçok sektör için yapılacak yatırımlar hızla karşılık bulabilir.

Girişimcilikte önemi artan, daha doğrusu etkisi yıllar içinde çok daha iyi anlaşılan noktalardan biri de güçlü ekibe sahip olma ihtiyacı. Bunu hem akıllı asistanlara yönelişin artmasında hem de farklı uzmanlık alanlarının oldukça değerli konuma gelmesinde görmek mümkün. Enformasyon çağında her şey büyük bir hızla değişirken bir kişinin çok sayıda konudaki tüm gelişmeleri yakından takip edip uzmanlığını pekiştirmesi epey zorlayıcı. Bunun yerine ilgili konularda uzman kişilerden oluşan güçlü bir ekibe sahip olmak, girişimin hem bugününü hem de geleceğini sağlamlaştırmak için şart. Farklı deneyimlere, uzmanlıklara, geçmişlere ve bakış açılarına sahip bir ekip, sorunları ve fırsatları doğru analiz edip dengeyi sağlamak için mutlaka sahip olunması gerekenler arasında yer alıyor.

Bu ekip ve doğru analizler sayesinde ürün ile pazar arasındaki en doğru ilişki anlaşılabilir; pazar tahminleri, beklentiler, riskler, hedef kitle, problemler, çözümler, kazanımlar konusunda gerçekçi tahminler yapılabilir. Çoğu zaman da bu kriterler arasındaki uyumsuzluk ve yanlış tahminlerle çıkılan yolun sonunda hüsran ile karşılaşıldığı dikkate alındığında “ekip” ihtiyacı daha iyi anlaşılacaktır. Yani parlak bir fikir değil, o fikri gerçekçi adımlarla hayata geçirecek ekiptir kalıcı başarıyı getiren denilebilir.

Tüm bunların dışında korunması gereken en önemli sermaye ise hala tutku. Tüm girişimcilik trendleri öğrenilip ihtiyaçlar ve beklentiler anlaşılsa bile merak ve tutku ile desteklenmeyen bir girişimin ve girişimcinin başarılı olması oldukça zordur. Konfor alanının dışına çıkılmasını sağlayan merak ve yoruldukça adım atmayı kolaylaştıran tutkunun var olduğu ortamda ise başarını önünde zorlukların barınması pek mümkün değildir.
İnovasyon