Kişisel Blog

Dünyanın Geleceğini “Hidrojen Şehri” Kurtarabilir



Yalnızca son 10 yılda yaklaşık 1 milyar artarak toplamda 8 milyarı aşan nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor. Üstelik nüfus artış hızı ve yüksek şehirleşme ile birlikte küçük bölgelerde çok sayıda insanın yaşamını sürdürmesi gerekiyor. Öyle ki karaların yalnızca %2’si şehirlerden oluşuyor. Bu yoğun nüfus da büyük bir tüketimi beraberinde getiriyor. Çağımızın ve geleceğimizin en önemli sorunu olan karbon emisyonu da bu kontrolsüz şehirleşme ile sanayileşmenin kaçınılmaz bir sonucu. Bugün toprakların %2’sini oluşturan şehirler, karbon emisyonunun %70’inden sorumlu.  

Geleceğimizi kurtarmak için çeşitli projeler üreten bilim insanlarının yoğunlaştığı alanların başında da şehirleşme çözümleri geliyor. Enerjiden atık yönetimine kadar her noktası planlanan yeni şehir tasarımlarından biri ise hidrojen şehri konsepti.  

En yalın haliyle bir hidrojen şehri; altyapı, ulaşım, endüstri gibi tüm sistemlerine hidrojen entegre edilmiş şehir olarak tanımlanabilir. Bu entegrasyon sayesinde şehrin karbon emisyonu azaltılırken iklim değişikliğinin etkilerinin hafifletilmesi ve mümkünse ortadan kaldırılması için gereken dekarbonizasyon uygulamaları günlük hayatın bir parçası halini alır. Şehirlerin önemli bir kısmının kıyılarda yer aldığını ve iklim değişikliğinin ilk olarak kıyı bölgelerini derinden etkileyeceğini düşünürsek de karbon emisyonunu azaltmaya yönelik her girişimin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlayabiliriz.  

Bilim insanlarının, şehirlerin geleceğini şekillendirmek için hidrojene yönelmesinin sebebi ise hidrojenin sıfır emisyon potansiyeli taşıması ve tüm enerji sektörlerine uygulanabilir olduğunun düşünülmesi. Bu nedenle temel enerji kaynağı olarak hidrojenden faydalanan çeşitli projeler hayata geçirilmek üzere. Nihai hedef ise temel enerji kaynağı olarak hidrojeni kullanarak yenilenebilir enerjiyi birincil enerji üretim biçimi haline getirmek.  

Hidrojen şehri projelerini dünyanın farklı bölgelerinde görmek mümkün. Örneğin ABD Teksas’ta güneş ve rüzgar enerjisiyle güçlendirilecek hidrojen merkezi oluşturulması çalışmaları sürüyor. Bu merkezde yılda 2.5 milyar kg “yeşil hidrojen” üretilmesi hedefleniyor. Hidrojenin geniş depolama imkanı sunması avantajını da değerlendiren proje ile enerji santralleri ve havacılık sektörü için yakıt üretilecek. Hidrojen şehri projelerinden bir diğer ise Toyota tarafından Japonya’nın Fukuoka bölgesinde hayata geçirilecek. Proje kapsamında yakıt hücreli araçların kullanımını yaygınlaştırmak için evsel atık sulardan hidrojen elde edip bu yakıt hücrelerini motorlu araçlarda kullanma konusunda testler devam ediyor. Ayrıca hidrojen motorlu araç üretimi ve hidrojen enerjisinin konutlarda kullanılması için çalışmalar da sürüyor. Bunların dışında Hollanda ve
Güney Kore gibi ülkelerde de hidrojen şehri projeleri yürütülüyor ve sıfır karbon için çalışmalar sürdürülüyor.  

Tüm bu çalışmaların ortak noktası ise daha önce de söylediğim gibi sıfır karbon emisyonu hedefini yakalayarak iklim krizinin etkilerini yavaşlatmak ve mümkünse durdurmak. Hidrojenden hem elektrik üretiminde hem de yakıt olarak motorlu araçlarda kullanılabilmesini sağlamak ve bunu yaygınlaştırmak, dekarbonizasyon çalışmaları için günümüzde en önemli hedefler arasında başı çekiyor. Çünkü artık inkar edilemeyeceği üzere dünyamıza kalıcı hasarlar verme noktasına hiç olmadığımız kadar yakınız. Yine de hidrojen şehri projelerinin benimsenmesi ve fosil yakıt kullanımının yerini hidrojenin alması sağlanırsa bizim için hala umut var demektir.
İnovasyon